RSS

Category Archives: hayvan edebiyatı

1Q84 / Haruki Murakami

 

 

Haruki Murakami’nin isim babam Orwell’in 1984 adlı romanından esinlendiği söylenen 1Q84 adlı dev romanı babayiğit ve yakışıklı bir çevirmen tarafından türkçeye kazandırıldı..

Advertisements
 
 

müzik ve sessizlik by rose tremain

Kitabın arka kapağında kitap şöyle tanıtılıyor:

“1629 yılında Peter Claire adlı genç bir ingiliz müzisyen, Danimarka kralı IV.Christian’ın saray orkestrasına katıldığında kendini tuhaf bir ortamda bulur. Orkestra sarayın altındaki soğuk mahzende çalmakta, yalnız ve mutsuz kral yukarıdaki odasında dinlemektedir.Saf güzelliğinden ötürü “kralın meleği” diye anılan Peter Claire, aydınlıkla karanlığın, iyi ile kötünün ölümüne savaştıkları bu sarayda , kocasını aldatan kraliçenin hizmetkarlarından emilia’ya âşık olur.Göreviyle tutkusu arasında kalan genç müzisyen hem düşlerini gerçekleştirmenin hem de ruhunu kurtarmanın yolunu nasıl bulacaktır.”

Can yayınlarından 2008 yılında çıkan kitabın arka kapak tanıtımı böyle..

Benim ilgimi çeken, kitabın sonlarına doğru lavtacı(peter)nın kulağının içine bir böcek kaçıyor ” kulağakaçan” ve lavtacı günden güne hastalanıp yatağa düşüyor. sonunda sevdiği kızın kardeşi kulağındaki böcekle konuşup onu sakinleştirip ona yol gösterip lavtacının kulağından çıkmasını sağlıyor.bir çeşit tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır hikayesi..

 
Leave a comment

Posted by on April 16, 2012 in hayvan edebiyatı

 

yastıkname / sei şonagon

Sei Şonagon Japon imparatoriçelerinin nedimelerinden biridir.10. yüzyılda yaşamış.

Sarayda eline geçen kağıt parçalarına aklına ne gelirse yazmış..

işte kitaptan bir bölüm.

“19. Öküzler, Atlar, Kediler

    Öküzlerin beyaz lekeli küçük başları olmalı, karınlarının altı ile bacaklarının alt kısımları ve kuyruklarının ucu da beyaz olmalıdır.

    Atlar sekili, kır veya kara, sırtları ve bacakları beyaz lekeli ve yeleli olmalıdır.Onları gördüğünüz zaman ” Bu atın yelesi dut ağacının kabuklarından elde edilen iplikle yapılmış” dedirtmelidir.

   Kedinin de sırtı siyah, geri kalan her yeri beyaz olanını severim.”66.sayfa

     

 

 

 

 

 

 
Leave a comment

Posted by on March 24, 2012 in hayvan edebiyatı

 

hayvan dostu astroloji..

Tüm burçların hayvanlardan oluştuğu bir astroloji, çin astrolojisi..2012 yılı da ejderha yılıymış.İlgilenenlere duyurulur.

ejderha

 

 

 

 

 

 

 

yılan

 

 

 

 

 

 

 

 

at

 

 

 

 

 

 

 

 

koyun

 

 

 

 

 

 

 

 

maymun

 

 

 

 

 

 

 

horoz

 

 

 

 

 

 

 

 

 

köpek

 

 

 

 

 

 

 

 

domuz

 

 

 

 

 

 

 

fare

 

 

 

 

 

 

 

 

öküz

 

 

 

 

 

 

 

 

kaplan

 

 

 

 

 

 

 

 

tavşan

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
Leave a comment

Posted by on March 20, 2012 in hayvan edebiyatı

 

eğlence dünyasının gönülsüz işçileri : sirk hayvanları

    Vikipedi’de sirk ; akrobatlar,palyaçolar, eğitimli hayvanlar, trapezciler, cambazlar, tek tekerli bisikletçiler ve bir takım sanatçılardan oluşan ve genellikle gezici olan bir eğlence takımı veya şirketi olarak tanımlanıyor.          

      Çocukken televizyonda pek çok sirk gösterisi izledim ama hiç canlı bir sirk gösterisi görmedim, heves de etmedim.Televizyonda izlediğim gösterilerden aklımda kalan da ip cambazları oldu, bir de bisiklet süren maymunlar vardı..

   15 Ekim 1978’de Paris UNESCO evi’nde kabul edilen hayvan hakları beyannamesinin 10. maddesi hayvanlardan insan eğlencesi olarak yararlanmayı yasaklıyor.Hayvanların seyrettirilmesi ve hayvanlardan yararlanılan gösterilerin hayvan onuruna aykırı olduğunu vurguluyor. Yalnız sirkler değil, hayvanat bahçelerinin de bu maddeye aykırı düştüğü şüphesiz.

   Beyanname çıktıktan hemen hemen 31 yıl sonra bu maddeyi tam anlamıyla benimseyen tek ülke BOLİVYA oldu..1 Temmuz 2009 tarihinde çıkardığı bir yasa ile, Bolivya hükümeti sirk gösterilerinde hayvanların kullanılmasını yasakladı..Daha önce az sayıda ülkenin yabani hayvanların sirklerde çalışmasını yasakladığı biliniyordu, ama evcil, yabani ayırımı yapmadan tüm hayvanlara ilişkin böyle bir yasağı getiren ilk ülke Bolivya oldu. Dileğim diğerlerinin de onu izlemeleridir.

       Yanlışım varsa düzeltin lütfen,Yunanistan, Kosta Rika, Avusturya, Singapur, Finlandiya, Hindistan, Portekiz, Hırvatistan,İsrail, İsveç, Macaristan, İrlanda’nın Fingal İl Meclisi ve İngiltere sirklerde vahşi hayvan kullanımını yasaklayan ülkelerden. Son olarak Almanya’nın Hamburg eyaletinde de 2011 yılının sonlarına doğru, bunu amaçlayan bir yasa Eyalet Temsilciler Meclisi’nde kabul edildi. 

     Şunu kabul etmek gerekir ki; bir sirkte değilse eğer, hiçbir kaplan ateş çemberinden atlamaz, hiçbir maymun bisiklet kullanmaz. Sirk hayvanlarının acılar içinde, adeta işkence edilerek eğitilmesini, küçücük kafesler içinde oradan oraya sürüklenmesini bir kenara bırakıyorum, sadece seyrettirilmesinin bile ne kadar utanç verici olduğunun farkına varmanız için dilimizdeki bilinen bir deyişi hatırlatacağım:“sirk hayvanı gibi seyredilmek”

son zamanlarda gazetelerde yer alan ve içimi sızlatan iki haberi hatırlatmak istiyorum:

  11.12.2011- Uluslararası Troya Sirki, Sivas’ta 4 Eylül Spor Salonu’nda gösteri yaptı. Troya Sirki gösterisinde sihirbazlar, palyaçolar, eğitimli sirk hayvanlarının gösterisi vardı. Sıra piton yılanı ile yapılacak gösteriye geldiğinde gösteriyi yapacak olan kadın görevli sandık içindeki dev piton yılanını çıkararak gösterisini yapmaya başladı. Piton yılanı ile yapılan gösterinin çok kısa sürmesi dikkat çekti.

Olayın nedeni sonra anlaşıldı. Gösteri için getirilen piton yılanının, sıfırın altında 5 derece soğuğa dayanamadığı ve görevliler tarafından spor salonundaki duşun altında sıcak suya sokuldu. Yılan böylece kendine geldi ancak daha sonra iki gösteriye çıkmadı. Dev pitonun veteriner gözetiminde tedavisinin yapıldığı öğrenildi.

Kaynak :http://www.sondakika.com/haber-sirkteki-piton-yilani-sivas-in-soguguna-dayanamadi-3184525/

     30.12.2011- Alınan bilgiye göre, ASKİ Spor Salonu’nun yan tarafında bulunan “Büyük Ankara Sirki”nde gece saatlerinde henüz belirlenemeyen sebepten yangın meydana geldi. Yangını fark eden sirkin güvenlik görevleri, durumu polis ve itfaiye ekiplerine haber verdi. Olay yerine gelen polis çevrede güvenlik önlemleri alırken, itfaiye ekipleri çıkan yangını söndürdü. Yapılan tespitlerde, çıkan yangında hayvanların dumandan etkilenerek zehirlendiği anlaşılması üzerine sirke veteriner hekimi çağırıldı. Olay yerine gelen veteriner hekimleri, dumandan etkilenerek zehirlenen hayvanları muayene etti.

Olay yeri inceleme ekipleri, yangının meydana geldiği sirkte inceleme yaptı.
Öte yandan 7 Kasım’da gösterime başlayan “Büyük Ankara Sirki”nde bulunan hayvanların sahipleri de durumu öğrenince olay yerine akın etti. Polis ekipleri, sirkte meydana gelen yangınla ilgili soruşturma başlattı.

Sanırım bu yangında dokuz kadar ayı zehirlenerek ölmüştü..

Sizden ricam, sizi eğlendiren gösterilerin arka planı hakkında oturup düşünmenizdir. Hemen her konuda birazcık düşünceli olmak, hepimize iyi gelecektir.

İşte sirk dünyasının parlak ve gösterişli yüzü :

arka yüzünde ise acılar içinde kısıtlanmış ve kısaltılmış hayatlar var, insan ya da hayvan farketmez..

 

Hayvanlardan akıl almak, hayvanları örnek almak..sonra kendini hayvandan akıllı sanmak..

Hayvanlı atasözü ve deyimler (alfabetik sıra)

Atasözleri ve deyimler, yazılarımızı ve konuşmalarımızı zengin ve cazip kılar..beğenin beğendiğinizi..teşekkür etmeyi de unutmayın..

al ile aslan tutulur, güç ile tutulmaz
 aslan kocayınca sıçan deliği gözetir
 aslan yatağından bellidirher yiğidin gönlünde bir aslan yatar
 yatan aslandan , gezen  tilki yeğdir 

abdal ata binince bey oldum sanır, şalgam aşa girince yağ oldum sanır

at yol almaz, aç it av almaz
 ağanın gözü ata tımardır
 arık ata kuyruğu da yüktür
 arpa verilmeyen at, kamçı zoruyla yürümez
 aslan kükrerse atın ayağı kösteklenir
 at, adımına göre değil, adamına göre yürür
 at at oluncaya kadar sahibi mat olur
 at binenin, kılıç kuşananın
 at sahibine göre kişner at bulunur meydan bulunmaz, meydan bulunur at bulunmaz
 at ölür meydan kalır, yiğit ölür namı kalır 

ayı oynamaz
 armudun iyisini ayılar yer

avcı ne kadar hile bilse ayı o kadar yol bilir

ayı sevdiği yavrusunu hırpalar

ayının kırk türküsü var, kırkı da ahlat üstüne
 çalı idi çırpı idi, evim idi ya, ayı idi uyu idi, kocam idi ya
 köprüden (köprüyü) geçinceye kadar ayıya dayı derler 

balık ağa girdikten sonra aklı başına gelir
 balık baştan kokar
 battı balık yan gider
 büyük balık küçük balığı yutar
 cambaz ipte balık dipte gerek
 denizdeki balığın pazarı (pazarlığı) olmaz
 iyilik et denize at, balık bilmezse Halik bilir
 kaçan balık büyük olur
 mirî malı balık kılçığıdır, yutulmaz
 

baykuşun kısmeti ayağına gelir 

bekârın parasını it yer, yakasını bit

eskiye rağbet  olsaydı bitpazarına nur yağardı

itle yatan bitle kalkar
 karga mandayı babası hayrına bitlemez 
 

bülbülü altın kafese koymuşlar, ”ah vatanım” demiş
 bülbülün çektiği dili belası

dut yemiş bülbüle dönmek

 civcivde gözün, et yemeye yüzün olsun

ufak at da civcivler yesin
 

bir sıçrarsın çekirge, iki sıçrarsın çekirge, sonunda yakalanırsın çekirge

 

bir tutam ot deveye hendek atlatır
 cahile söz (laf) anlatmak deveye hendek atlatmaktan güçtür

çıngıraklı deve kaybolmaz
 deve kuşu gibi başını kuma gömmek

devede kulak  olmak
 deveden büyük fil var
 deveye hendek atlatmak
 deveyi havuduyla yutmak
 pireyi deve yapmak
 ya bu deveyi gütmeli ya bu diyardan gitmeli
 yok devenin başı

 

kutsuz kuşun yuvası doğan yanında olur

 

domuz derisi post olmaz eski düşman dost olmaz

domuzun kuyruğunu kes yine domuz

it dişi domuz derisi
 

adam adamdır olmasa da pulu, eşek eşektir atlastan olsa çulu
 atlar tepişir, arada eşekler ezilir
 attan düşene yorgan döşek, eşekten düşene kazma kürek
 baş ol da eşek başı  ol
 el elin eşeğini türkü çağırarak arar
 emanet eşeğin yuları gevşek olur
 eşeğe altın semer vursalar yine eşektir
 eşeğini sağlam kazığa bağlamak
 eşeğin kuyruğunu kalabalıkta kesme; kimi uzun der, kimi kısa

eşek eşeği ödünç kaşır
 eşek hoşaftan ne anlar suyunu içer, tanesini bırakır

eşek kulağı kesilmekle küheylan olmaz
 eşek kuyruğu gibi ne uzar ne kısalır
 eşek sudan gelinceye kadar dövmek
 eşekten düşmüş karpuza  dönmek
 geçti Bor’un pazarı sür eşeğini Niğde’ye

hıyar akçesiyle alınan eşeğin ölümü sudan olur
 ölme eşeğim, ölme yaza yonca bitecek

ölmüş eşek kurttan korkmaz
 

dağ doğura doğura bir fare doğurmuş
 fare çıktığı deliği bilir
 fare deliğe sığmamış, bir de kuyruğuna  kabak bağlamış
 kedi olalı bir fare tuttu
 

deveden büyük fil var

fil dişi kuleden bakmak
 

keçi kurttan kurtulsa gergedan olur

 geyik yapmak

 

 her horoz kendi çöplüğünde öter
 her şeyin vakti var, horoz bile vaktinde öter
 horoz ölür, gözü çöplükte kalır
 horozu çok olan köyde sabah geç olur

vakitsiz öten horozun başını keserler
 zenginin horozu bile yumurtlar 

almadığın hayvanın kuyruğunu tutma
 hayvan koklaşa koklaşa, insan konuşa konuşa
 hayvan yularından, insan ikrarından  tutulur
 hayvanın alacası dışında, insanın alacası içinde
 hindi gibi kabarmak
 hindi gibi düşünmek

 

ineğin sarısı, toprağın karası

komşunu iki inekli iste ki kendin bir inekli olasın
 sen ağa ben ağa, inekleri kim sağa?

zemheride yoğurt isteyen cebinde bir inek taşır
 

Agop’un kazı gibi bakmak
 baz bazla, kaz kazla, kel tavuk topal horozla
 bugünkü tavuk yarınki kazdan iyidir
 çevir kazı yanmasın
 kaz gelen yerden tavuk esirgenmez
 kazı koz anlamak
 kazın ayağı öyle değil
 komşunun tavuğu, komşuya kaz görünür

 

aralarından kara kedi geçmek

cins kedi ölüsünü göstermez
 dilini kedi mi yedi?

kedi ciğere bakar gibi bakmak

kedi gibi dört ayak üzerine düşmek
 kedi ile köpek gibi
 kedi olalı bir fare tuttu
 kedi uzanamadığı ciğere pis dermiş

sermayeyi kediye yüklemek
 süt dökmüş kediye dönmek 

tok evin aç kedisi

 

 

kırlangıcın zararını biberciden sor

 

ağaca çıkan keçinin dala bakan oğlağı olur
 bir dirhem bal için bir çuval  keçiboynuzu çiğnemek

keçileri kaçırmak
 keçilik etmek
 koyunun bulunmadığı yerde keçiye Abdurrahman Çelebi derler

 

ak koyunun kara kuzusu da olur 

çift ile koyun, gerisi oyun
 çobansız koyunu kurt kapar
 her koyun kendi bacağından asılır
 herkesin aklı bir olsa koyuna çoban bulunmaz
 Karaman’ın koyunu sonra çıkar oyunu
 kasap et derdinde, koyun can derdinde
 koyun güden kurdu görür
 koyun kaval dinler gibi dinlemek
 koyunun bulunmadığı yerde keçiye Abdurrahman Çelebi derler

kurbanlık koyun gibi 
sayılı koyunu kurt kapmaz

sürüden ayrılanı kurt kapar
 yabancı koyun kenara yatar
 

akılsız köpeği  yol kocatır
 ardında yüz köpek havlamayan kurt, kurt sayılmaz
 havlayan köpek ısırmaz
 davetsiz yere kedilerle köpekler gider
 eceli gelen it cami  duvarına işer

it ürür, kervan yürür

hâline köpekler bile güler
 iti  öldürene sürütürler
köpeğin duası kabul  olsaydı gökten kemik yağardı

kısmetsiz köpek, sabaha karşı uyuyakalır
 köpeğe atsan yemez
 köpeğin ağzına kemik atmak
 köpek sahibini ısırmaz
 köpek suya düşmeyince yüzmeyi öğrenmez
 köpekle yatan pire ile kalkar
 köpeksiz köy bulmuş da çomaksız (değneksiz) geziyor
 kurt kocayınca köpeğin maskarası olur

köpeksiz köye kurt iner 

arpacı kumrusu gibi düşünmek

 ettiği hayır, ürküttüğü kurbağaya değmemek 

kurt gibi
 ağacı kurt, insanı dert yer

ağacın kurdu içinde olur
 çoban aldı bağa gitti, kurt aldı dağa gitti
 eşeğin sahibinin dediği yere bağla da varsın kurt yesin
 gezen kurt aç kalmaz
 hangi dağda kurt öldü?

içine kurt düşmek
 içini kurt yemek

kurda “neden ensen kalın?” demişler, “işimi kendim görürüm de ondan” demiş

kurt dumanlı havayı sever
 kurt kocayınca köpeğin maskarası olur
 kurt komşusunu yemez

kurtla ortak olan tilkinin hissesi, ya tırnaktır ya bağırsak
 kurt köyünü (tüyünü) değiştirir, huyunu değiştirmez
 

ağzıyla kuş tutsa

alıcı kuşun ömrü az olur
 ava gelmez kuş olmaz, başa gelmez iş olmaz
 başına devlet  kuşu konmak
 bir kuşsütü eksik
 bir taşla iki kuş vurmak
 garip kuşun yuvasını Allah yapar

görgülü kuşlar gördüğünü işler, görmedik kuşlar ne görsün ki ne işler?

her kuşun eti yenmez
 insan kuş misali
 kanatsız kuş uçmaz
 kargadan başka kuş tanımamak
 kukumav kuşu gibi düşünüp durmak
 kuş gibi çırpınmak

kuş gibi uçup gitmek
 kuş kadar yemek

kuş kadar canı olmak
kuş kanadıyla gitmek
 kuş  kondurmak

kuş uçmaz, kervan geçmez

kuş uçurmamak
 kuşsütü ile beslemek
 kuşu kuşla avlarlar
 kuşun kanadıyla haber salmak
 leyleği kuştan mı sayarsın, yazın gelir, kışın gider
 uçan kuşa borcu olmak
 uçan kuştan medet ummak
 yuvayı dişi kuş yapar
 

analı kuzu, kınalı kuzu
 canciğer kuzu sarması
 geçmişe mazi, yenmişe kuzu derler
 kuzu postuna bürünmek
 alacağına şahin, vereceğine kuzgun

kuzguna yavrusu şahin  görünür
 ya devlet başa ya kuzgun leşe
 

leyleği havada görmek
 leyleğin ömrü  laklakla geçer
 

manda gibi yayılmak
 yazın araması, kışın taraması olmazsa herkes besler manda
 

maymuna benzetmek

maymun gözünü açtı
 maymuna dönmek
 üç maymunu oynamak

 ağanın gözü öküzü semiz eder

iyiliğe iyilik olsaydı, koca öküze bıçak olmazdı

öküz öldü, ortaklık bozuldu

öküzün altında buzağı aramak
 öküzün trene baktığı gibi bakmak
 

pire için yorgan yakmak
 pireyi deve yapmak
 pireyi gözünden vurmak
 

dam üstünde saksağan, vur beline kazmayı
 

tavuk kendini darı ambarında sanır
 altın yumurtlayan tavuk
 bodur tavuk her dem piliç

fukaranın tavuğu tek tek yumurtlar

 

tavşan boku gibi (ne kokar ne bulaşır)

tavşan dağa küsmüş, dağın haberi olmamış

tavşana kaç, tazıya tut demek
 tavşanın suyunun suyu
 

tilki uykusuna yatmak
 tilkinin dönüp dolaşıp geleceği yer kürkçü dükkânıdır

 acı söz adamı dinden çıkarır, tatlı söz yılanı inden çıkarır
 bana dokunmayan yılan bin yaşasın

denize düşen yılana sarılır

el eliyle yılan tut, onu da yalan tut
 koynunda yılan beslemek
 sevda geçer yalan olur, sonra sokar yılan olur
 su içene yılan bile dokunmaz
 tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır
 uyuyan yılanın kuyruğuna basmak
 yılan gibi sokmak
 yılanın başı küçükken ezilir
 

Kaynak: Türk Dil Kurumu Atasözleri ve deyimler sözlüğü, derleyen naçizane bendeniz cennet kuşu..
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

 

 
Leave a comment

Posted by on January 7, 2012 in hayvan edebiyatı

 

glennkill bir cinayet romanı by leonie swann..

Polisiye severlerin dikkatine..Bir koyun polisiyesi.. vefalı koyunların çobanlarının katilini yakalamaları..

Bu kitabın tanıtımını, THY’nin dergilerinden birinde okumuştum.O zamandan bu yana da hiç aklımdan çıkmadı. Vefa’yı İstanbul’da bir semt adı sanan insanlara duyurulur..

kitabın konusu kısaca şöyle:

Koyun çobanı George Glenn İrlanda’nın bir çayırının orta yerinde ölü bulunur. Tam göğsünün ortasına bir kürek saplanmıştır. Yaşlı çobanı kimin, neden öldürdüğünü bulma işi vefalı koyunlarına düşer. Sürünün en zeki koyunu Miss Maple baş dedektif rolünü üstleniyor.

 
Leave a comment

Posted by on December 25, 2011 in hayvan edebiyatı